banner65

“Anadolu’dan batan güneş Anadolu’dan doğar”

Ünlü şair Necip Fazıl Kısakürek vefatının 30. yılında düzenlenen bir panelle anıldı. İBB eski Kültür Müdürü Hüseyin Öztürk’ün yönettiği panelde konuşan Maltepe Üniversitesi İİBF Dekanı Ersin Nazif Gürdoğan, gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş, Ali Haydar Haksal ve Bünyamin Yılmaz Kısakürek’in inancı uğruna verdiği mücadeleyi, çektiği sıkıntıları anlatarak şiirlerinin ne anlam ifade ettiğini anlattılar. Konuşmacılar, ayrıca Kısakürek ile yaşadıkları anıları dile getirdiler.

“Anadolu’dan batan güneş Anadolu’dan doğar”
Bağcılar Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür Sanat Merkezi’ndeki panelde ünlü şairin bilinmeyen yönlerini anlatan Gürdoğan, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal ve Kısakürek’in 20. yüzyıla damgasını vuran şairler olduğunu ifade ederek, “Yahya Kemal kültürümüzün geçmişteki görkemli günlerini bu günlere taşımaya çalışmıştır. Akif ise savaşı şiire, şiiri de 
savaşa yansıtmıştır. Savaşın acı günlerini şiire dökmüştür. Kısakürek’de geleceği anlatan şairimizdir. Türkiye’nin geleceğini, bugünlerini anlatmıştır” dedi. Gürdoğan, “O, ‘cebimizde kaybettiğimiz güneşi başka yerde aramayalım’ derdi. Anadolu’da batan güneş yine Anadolu’dan doğacaktır. “ diye konuştu. Kısakürek’in hep “Kaldırımlar’ın” şairi olarak bilindiğini hatırlatan Gürdoğan, “O kendisini kaldırımların şairi olarak değil, Çile’nin şairi olarak bilinmek istemiştir” dedi. Seyyid Abdülhakim Arvasi’yi tanıdıktan sonra Kısakürek’in hayatının değiştiğini kaydeden Gürdoğan, bir hatırasını şöyle anlattı: “Erzurum’daki bir konferans sırasında Beşir Atalay’ın evinde, kendisine ‘tasavvuf’ sorulmuştu. O da , ‘tasavvuf yataklı vagonda gitmek gibidir. Siz önce trende yer alın” demiştir. “ 

“BUGÜNKÜ YÖNETİMDEKİ KADRO ONU DİNLERDİ”

Gazeteci- Yazar Ekrem Kızıltaş’ta, Kısakürek’i 18 yaşında tanıdığını belirterek, Milli Türk Talebe Birliği’nden, vefatına kadar olan dönemde konferanslarını ve seminerlerini takip ettiğini belirtti. Kızıltaş, bugün Türkiye’yi idare eden kadronun, belediye başkanlarının, öğretim üyelerinin 1970’li yıllarda Kısakürek’in sıkça seminerlerini ve konferanslarını dinlediklerini hatırlatarak, şunları söyledi:“Üstat o zamanlar karşısında oturan insanlara bir şeyleri öğrenmenin, bir şeylere karar 
vermenin, bir şeyleri ellerine almalarının yol ve yöntemlerini söyler, mutlaka o insanları cesaretlendirmek için elinden geleni yapardı. O dönemde Anadolu’nun bağrından kopup gelen, Kayserili tornacının oğlu Cumhurbaşkanı, Rizeli kaptanın oğlu da Başbakan oldu. Bir esnafın ya da çiftçinin oğlu da bakan veya milletvekili oldu. O zaman çevresine ürkek bakan 
insanlara, ‘yapabilirsiniz, siz de bu memleketi idare edenler arasına girebilirsiniz, sizde önemli noktalara gelebilirsiniz’ dediği için ciddiye alınıyordu.” diye konuştu. Kızıltaş, şiir dünyasının şahikasına çıktığı, tiyatro eserleriyle Türkiye genelinde tanındığı 1930’lu yılların ortasında Kısakürek’in, kendisine doğru yolu gösteren, eğiten ve nasıl yaşanılacağı yolunu çizen 
Abdülhakim Arvasi’den sonra şairliğine dava adamlığını da eklediğini sözlerine ekledi.Kızıltaş, Kısakürek’in, 1940’lı yıllarda da Büyük Doğu dergisiyle mücadelesini taçlandırdığını vurguladı.

“HATIRALARINI ANLATTI”

Paneli yöneten Hüseyin Öztürk’te , Kısakürek ile yaşadığı anılarını paylaştı. Öztürk, “1974’te MTTB’de iftar yapıyoruz. Üstat, yazarlar Ergün Göze, Ahmet Kabaklı ve bir çok profesör de katılmıştı. Konuşmalarını yapmak üzere onlara söz verdik. Ancak, Kısakürek’in yanında konuşmaktan imtina ettiler. Bunun üzerine o da, “Hüseyin onlar konuşmayı beceremez. Şu mikrofonu ver’ demişti. Hiçbiri onun yanında fikir beyan edemezdi.” Diye konuştu. Üstat’ın, 1982 yılında 163. maddeden ceza aldığını hatırlatan Öztürk, şöyle konuştu:“Zamanının ihtilal lideri Kenan Evren, ‘benden özür dilesin, onu yaşından dolayı affedeyim’ demiş, O da, ‘öyle teneke adamdan özür dilemem. Gider yatarım’ demişti. Üstat, vefat 
ederken de bu düzene karşı cezalı gitti. Yatacaktı ancak rahmetli oldu” 

“ÇEKİRDEK ÇITLATANLARA KIZDI”


Kısakürek’in öğrencilerinden olan Ali Haydar Haksal da, Elazığ’da imam hatip lisesini yatılı okurken, gizlice yurttan kaçarak onun panelini dinlediklerini ve ceza yemekten son anda kurtulduklarını anlattı. Haksal, “Sinema salonu ağzına kadar dolmuştu. Sinemaya gelen insanlar bir taraftan çekirdek çıtlatıyor, diğer yandan Üstat’ı dinliyordu. Kısakürek aniden, ‘kes’ diye bağırdı ve ardından da ‘eğer çekirdek çıtlatmaya devam edecekseniz ben çıkar giderim’ dedi.” diye bir hatırasını anlattı. Haksal, şöyle devam etti:“Panel sırasında izleyicilerden birisi kendisine, “Üstat, anlattıklarınızdan bir şey 
anlayamıyorum’ diye konuştu. O da bunun üzerine, “Benim sizin seviyenize inmemi beklemeyin, yükselin” demişti.” 
Kısakürek’in, Abdülhakim Arvasi’nin davetine ünlü ressam Abidin Dino ile gittiğini de hatırlatan Haksal, “Üstat bağlanır, ancak Dino uyum sağlayamıyor. Eğer ki insanın özünde yoksa kolay değil “ dedi. Haksal, Kısakürek’in yargılandığı dönemde savcıların karşısında muhteşem bir savunma sergilediğini ve davasından asla vazgeçmediğini vurguladı. 

“TİYATRO OYUNLARI SES GETİRDİ”

Bünyamin Yılmaz’da, ünlü şairin 1935 yılında Abdülhakim Arvasi ile tanıştıktan sonra ‘bohem’ hayatından farklı noktalara geldiğini ifade ederek, ünlü tiyatrocu Muhsin Ertuğrul’un isteği üzerine Kahramanmaraşlıların düşmana karşı savaşmasını konu alan “Tohum” adlı oyunu yazdığını kaydetti. Ancak, bu oyunun ardından yazdığı “Bir Adam Yaratmak” adlı eserinin 
büyük bir ilgi gördüğünü ifade etti. Kısakürek’e karşı o yıllar “mahalle baskısı” uygulandığını savunan Yılmaz, “Bir Adam Yaratmak “ oyununun sahnelenmediğini ve sansüre uğradığını ifade etti. Yılmaz, Üstat’ın ayrıca, “Künye” ve “Siyah Pelerinli Adam”, “Reis” ve “Para” adlı oyunlarını yazdığını da belirterek, Abdülhamit Han ile ilgili oyununun da büyük ilgi gördüğünü kaydetti.Başbakan RecepTayyip Erdoğan ile Çalışma Bakanı Faruk Çelik panele kutlama telgrafı gönderdiler. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner17

banner11